Menu
  Ana Sayfa 
  Çaylar
  Macunlar
  Kozmetikler
  Bitkisel Şuruplar
  Bitkisel Tozlar

  Bitkilerle Tedavi 
  Bitkisel Tıp 
  Fitoterapi 
  Kalite Anlayışımız 
  Bayilik 
  Basında Biz
 

  İletişim
Anket
İlgilendiğiniz ürünler?
Bitkisel Çaylar (250-23 %)
Bitkisel Macunlar (248-23 %)
Bitkisel Kozmetik Ürünleri (338-32 %)
Bitkisel Sağlık Ürünleri (211-20 %)
Siz daha önce oy kullandınız..
1047 - Katılım
 
İstatistikler
 Bugün giren kişi sayısı : 390
 Dün giren kişi sayısı : 720
 Genel Toplam : 987956
 
 
Bitkilerle tedavi
 BITKILERLE TEDAVI
(PHYTOTHERAPY)

Phytotherapy "Bitkileri kullanarak hastalarý tedavi etmek." bilimidir. Bu bilim, yuksuk otu ve guzel avrat otu gibi cok kuvvetli etkilere sahip bitkilerden, papatya ve nane gibi hafif etkili bitkilere kadar organizmaya tesir eden tum bitkileri inceler.

Bu noktada su ifade edilmelidir ki; hafif etkili bitki asla etkisiz anlamina gelmeyip, ayrica zehirli olmadiklarindan uzun sure yuksek dozlarda kullanilabilme imkanina sahiptir.
 
Phytotherapy, Ingilizce'de Phyto: Bitki,therapy: tedavi kelimelerinin birlesmesiyle elde edilen bir terimdir. Bu terim ilk defa 1870-1955 yillari arasinda yasamis Fransiz hekim Henri Leclerc tarafindan kullanildi. Leclerc, cogu Fransa'da yayinlanan tip dergisi La Presse Medicale' de olmak uzere bitkisel tedavi hakkinda cok sayida makale yayinlamis, daha sonra da bitkisel tedavi uzerindeki tecrubelerini ve yazdigi makaleleri Presic de Phytotherapyisimli kitabina ozetlemistir.

Týbbi bitkilere ait bilgiler Antik Caðlardan beri kaydedilmiþ olup, bu en eski bilgilerin baþlýca sahipleri Mýsýr piramitlerinde de gorev alan din adamý ve hekim Ýmhotep, Roma Ýmparatoru'nun þahsi doktoru Galen, Marcus Avrelius ve Paracelsus'dur.

 
 
 
19-20 y.y' larda Kimya ve Biyokimya bilimlerinde ilerlemeler bitkilerin kullanimini, bitkilerden elde edilen maddelerin tuketimine birakmistir. Iste bu gunumuzdeki muazzam ilac sanayiinin baslangicidir. Ancak gunumuzde sentetik ilaclarin sebep olabildigi kuvvetli reaksiyonlar ve ilac sanayisinin sebep oldugu kirlilik bitkilere karsi olan ilgi ve alakayi tekrar gundeme getirmistir.

Bugun tibbi bitkilerin etkileri uzerine yapilan calismalar bilimsel bir konudur. Dunyadaki tum bitki turlerinin yaklasik %50'si tropikal ormanlarda yetismektedir. Bu turlerin her yil bir kismi Biyokimyasal arastirmalarla muhtemel tibbi tesirleri acisindan degerlendirilmektedir. Bu pozisyonda, antser etkili bircok bitki bulunmus ve bunlar simdi etkileri, yan etkileri, tesir degerleri bakimindan denemelere tabi tutulma asamasindadirlar. Yine bir Avustralya bitkisi olan Castanospermum Australe
viruslere karsi etkili bulunmus ve AIDS hastaligini tedavi edebilecegi dusunulerek tibbi deneylere baslanmistir.
 
Elimizdeki bitkiler hakkinda derlenen bilgilerin bir kismi tecrubeye dayali, bir kismi da bitkilerin etkili maddeleri bulunup ayrilarak yapilan klinik calismalara ait bilgilerdir. Her seye ragmen tum dunya uzerine cok buyuk miktarlarda yayilmis olan bitkilerin tibbi acidan arastirilmasi tamamlanamamistir.

YAN ETKILER: 

Genel olarak halk ve bitkisel tedaviyi uygulayan bazi kimselerce bitkilerin tamamen zararsiz oldugu kabul edilir. Gercekte bu dogru degildir. Sentetik ilaclarda da oldugu gibi hafif tesirliden, kuvvetli tesirliye kadar bir yelpaze soz konusudur. Yuksuk otu, guzel avrat otu, cigdem gibi kuvvetli tesirlere sahip bitkiler, yuksek dozlarda zehirli olduklarindan son derece tehlikeli olabilir. Bu noktada ifade edilmesi gereken bir konu da, direkt olarak bitkilerin tedavide kullanilmasi sirasinda yan etkilerin de gorulebilecegidir. Ozellikle, bitkiler bir cok maddeyi yan yana icerdiklerinden, gerekli tesiri gosterecek madde yaninda diger maddeler de alinmaktadir. Tabiidir ki buda bir takim yan etkilere yol acar. Zaten ilac sanayiinde temel teorik amac bu gereksiz maddelerin arindirilip, ana aktif maddenin saf olarak verilmesidir. Ancak bunun yaninda, doganin bir parcasi olan organizmayi hastalandiginda yine doganin kendisinin dogal ilaclar, yani bitkiler ile tedavi edecegine inanan felsefi bir gorus ve dogal ilac kullanmanin hastaya verdigi psikolojik rahatlik ile moral de soz konusudur.

 
 DOZ: 

Tedavi amaciyla bitki kullanilmasinin en onemli handikaplarindan biri, doz ayarlamanin oldukca guc olusudur. Cunku tibbi bitkilerin elde edilmesi bolumunde de anlattigimiz gibi bitkilerin tasidigi tesirli maddeler bir cok faktorden etkilenmekte ve bitkiler ilac haline getirilirken de yine degisik sonuclar alinabilmektedir. Dolayisiyla etki beklenenden fazla veya az olarak gorulebilir. Bu da zehirlenme olarak kabul edilir. Ancak bu dezavantaji kapatabilecek bir diger gercek de kullanilan tibbi bitkilerin buyuk cogunlukta
hafif etkili vucutta birikip zehirlenmeye yol acabilecek maddelere sahip olmayan, uzun sureli kullanima uygun olmasidir. Bu noktada size onemli bir tavsiyemiz, bitkisel tedavinin doz ayari ve tedavi takibinin mutlaka bir hekim kontrolu altinda yapilmasidir.

 
 Modern Tipta Bitkisel Tedavinin Yeri:
Modern tipta bitkisel tedavinin yerini belirlemede en kolay yol belki de gecmise bakmaktir. 3000 yil once unlu eski tip adamlarindan Teselya'li Eskulap bir deyim sarf etmistir. Buna gore once cumle (psikolojik tedavi manasinda) sonra bitki ve son olarak bicak iyilestirme yontemleridir. Bugun ise bu deyimi once cumle sonra bitki, daha sonra ilac ve son olarak da bicak olarak gelistirebiliriz.Yani psikolojik yontemlerle tedavi edilemeyen fakat ilac kullanmayi da gerektirecek kadar agir olmayan sikayetler bitkisel ilaclarin en onemli kullanim alanidir.
Bu arada bazi bitkilerden faydalanarak yapilan banyolari ve diyeti de bitkisel tedavi olarak gorebiliriz.
Buna en bariz ornekler olarak da yuksek tansiyon ve sismanligi verebiliriz.Yuksek tansiyon tedavisinde once psikolojik olarak rahatlama ve diyeti duzenleme suretiyle tansiyonu dengeleme amaclanir. Eger bu yontemler yeterli olmazsa ilac tedavisine gecilir. Kullanilan ilaclar da kuvvetlilik derecesine gore 3 sinifa ayrilir. Iste burada bitkisel tedavinin kullanilabilecegi alan psikolojik tedavi ve diyetten sonra ilaclara gecmeden onceki basamaktir.Yine sismanlikta da diyetler cok buyuk oranda sebze ve meyvelerden mutesekkildir.

Netice olarak bu orneklerden de anlasilabilecegi gibi modern tipta bitkisel ilaclarin kullanilabilecegi vakalar, ilac kullanmayi gerektirmeyecek sebeplere bagli, ayni zamanda hafif rahatsizliklardir.Ayrica ilac tedavisi yaninda yardimci olarak da kullanilabilir.

Tibbi Bitkilerin Elde Edilmesi: Eski Misirlilarin tas devrinden beri tibbi amaclarla bitki yetistirdikleri bilinmektedir. Bugun bazi bitkiler yabani olarak elde edilmekte (papatya, kekik, ardic) bazilari ise tarlalarda ekilmek suretiyle yetistirilmektedir (tarcin, hashas, kinakina).

Tibbi bitkilerin yetistirilmesinde diger bitkiler gibi uygun toprak, uygun ortam ve uygun bakim ister. Bazi bitkiler de bu sartlar etken maddeyi onemli derecede etkileyebilmektedir. Yani bir bakima bitkinin istenilen tesirleri gostermesi yetistirilme kosullarina bagli olabilir. Ornegin yabani olarak toplanmayip da, tarlalarda yetistirilen yuksuk otlarinin daha az etkili oldugu gosterilmistir.

Tibbi bitkilerin degerine etki eden faktorlerden biride toplamadir. Cunku bitkilerin icerdigi etkili maddeler, senenin belirli aylarinda, hatta gun icinde bile miktar olarak degisir. Gunluk degisime ornek olarak hashas alkaloitlerini verebiliriz. Sabah ve aksam icerilen alkaloit miktari onemli degisimler gostermektedir. Mevsim degisimine en iyi ornek ise deniz uzumudur. Sonbahar ve kis mevsimindeki efedrin maddesi miktari ilkbahar ve yazdakinin iki mislidir.

Tibbi bitki materyali elde etmede son asama da kurutmadir. Amac bitkileri bozulmadan uzun sure saklayabilmek olarak soylenebilir. Kurutma esnasinda agirlik da yaridan fazla azaldigi icin nakil ve depolama islemleri de kolaylasir. Dikkat edilecek nokta, kurutmanin yuksek veya dusuk hararette ve havadar bir yerde yapilmasidir. 35-50 C arasinda yapilan kurutmalarda etkili madde kaybi artmaktadir.


BITKISEL TEDAVININ TARIHCESI


Bitkilerle tedavi en eski iyilestirme yontemlerinden biridir. Ilk yazili eserlerde de bitkilerin hastaliklari iyilestirmede kullanildigina dair ipuclari vardir. M.O. 3000 yillarinda Mezopotamya'da yani Firat ve Dicle nehirleri arasindaki topraklarda kurulan Sumerler, Akadlar ve Asurlulara ait medeniyetlerde, hastaliklarin rahip hekimler tarafindan sihir, buyu, bitkisel ve hayvansal ilaclarla tedavi edilmeye calisildigi Ninova tabletlerinden ogrenilmistir.

Tabii ki bu tedavi sekilleri arasinda cogunlugu bitkisel ilaclar teskil etmektedir. Anadolu ve Mezopotamya'da daha sonra kurulmus olan Hitit uygarligi hakkindaki bilgiler ise Bogazkoy'de bulunan Hitit arsivinden cikarilan tabletlere dayanmaktadir. Buna gore Hitit'lerin hastaligi tanrinin insanlari cezalandirmasi olarak kabul ettigi ve bunun icin de tedavide bitkisel ilaclarla birlikte sihire de basvurduklari anlasilmaktadir.

Bu donemde Cin ve Hindistan'da da Mezopotamya uygarligina paralel olarak bitkisel tedavide gelismeler kaydedilmistir. Hint yazar Rig Veda M.O. 2500'lu yillarda 1000 sifali bitki iceren bir eseri kaleme almistir.

 
 Eski Misir uygarligi tibbina ait bilgilerimizin temeli ise M. O. 1550 yillarinda yazildigi tahmin edilen ve bir mumyanin bacaklarý arasinda bulunan Eber papiruslerine baglidir. Yaklasik 800 adet bitkiden bahsedilen belgelerde, hastaliklarda, ayinlerde ve mumyalamada kullanimlarindan
bahsedilmektedir. Bu papiruslerde en sik adi gecen bitkiler adasogani, ardic, banotu, cigdem, hardal, Hint yagý, incir, centiyane, keten, safran, sogan, sarimsak, tarcin ve uzumdur. Firavun mezarlari olan piramitlerin insasi esnasinda caisan iscileri mikrobik hastaliklardan korumak icin sogan ve sarimsak verilmesi ilginc bir ozelliktir.
 

Mezopotamya ve Misir medeniyetlerinden etkilenerek olusan Yunan uygarligi sgirasinda tedavi ve bitkisel ilaclar hakkinda cok onemli kitaplar yazilmis ve bu eserler senelerce Avrupa ve ozellikle Islam tibbina temel teþkil etmistir. Bu donemde M.O. 1250'li yillarda Eskulap efsanevi bir hekim olmus, iki kiz kardesi Hygeia ve Panacea'nin yardimlari ile bitkisel tedaviyi hastalarina uygulamistir. Bu arada Istankoy'de dogan Hipokrat, tibbi felsefeden ayirip ilmi esaslara baglamasi ile onemli bir sahis olarak tarihteki yerini almistir. Bugun hala tip fakultelerinde mezuniyet torenleri sirasinda, ogrenimini bitiren doktor adaylari Hipokrat'in o tarihlerdeki yemininin cok benzeri bir yemin ederek diplomalarini almaktadirlar. Tipla ilgili 150 kadar eseri bulunan Hipokrat 400 civarinda bitkisel ilactan bahsetmektedir.

Yine bu caglarda bitkilerin insanlarda yapmis oldugu etkiler buyu ile de siki baglar icindeydi. Bircok bitki, gizli ve ozel ayinlerde, buyu ve sihirde kullanilmak uzere tecrubeli toplayicilar tarafindan tedarik edildi. Ortacag Ingiltere'sinde manastirlarin bahcelerinde tibbi bitkiler yetistirilirdi. Bu bitkiler arasinda Ortadogu'dan getirilen bitkiler de vardi.

Roma ve Bizans uygarliklari doneminde hastaliklari iyilestirmeye pek gayret edilmedigi gorulur. Bunun sebebinin de Tanrinin isine karismamak felsefesi oldugu dusunulmektedir. Buna gore Romalilar hastaligin tanrilar tarafindan insanlara ceza olarak verildigi kanaatindeydiler. Buna ragmen Bizans donemine ait Dioscorides ve Galen isimli 2 unlu hekim mevcuttur.

Dioscorides, Neron ve Vespasien'in ordularinda hekim olarak Anadolu ve Dogu ulkelerini gezmis, tibbi bitkilerle ilgilenmis ve elde ettigi bilgileri "ilaclar bilgisi" isimli eserinde yayinlamistir. Bu onemli kitap ondan sonraki 150 sene tedavi alaninda temel eser olarak kullanilmistir. Eserin asli elde mevcut olmayip, en eski kopyasi Viyana'da Avusturya Milli Kitapligi'nda muhafaza edilmektedir. Bu kitabin M. S. 312'de Bizans imparatoru Anicius'un kizi prenses Juliana'ya hazirlandigi bilinmektedir.

Romanin diger meshur hekimi Galen ise tedavi hakkinda 50 kadar kitap yazmistir. O donemde hekimlerin imparatoru unvanini kazandigi iddia edilmektedir. Bu zamandan Islam Uygarligi'na kadar gecen sure tip icin karanlik bir cag olarak kabul edilir. Bu donemde bitkilerle tedavi bilgileri manastirlara dusmus, eldeki eserler rahipler tarafindan kopya edilerek saklanmislardir. Islam uygarligi doneminde Islam hekimleri temelde Yunan ve Hint tiplarinin bilgilerinden faydalanmis ve ozellikle bitkilerle tedaviye cok onem vermislerdir. Hem ceviriler yaparak eski bilgileri yenilemis ve hem de kendi buluslariyla cagin tibbina onemli hizmetler vermislerdir. Simdi unlu Islam hekimlerinden birkaci hakkinda kisaca bilgi vermek istiyoruz.


 
 Ebu Reyhan Biruni

973'te Turkmenistan'da dogmustur. Uzun sure Afganistan'da daha sonra Gazneli Mahmut'un Hindistan'i zaptetmesi ile Hindistan'da bulunmustur. Cesitli dallarda 100'den fazla eseri olan Biruni, Kitab as-saydala fit-tip isimli kitabinda 200 civarinda bitkisel ilactan bahsetmektedir. Bu eserin el yazmasi bir nushasi Bursa'da Orhan Gazi Kutuphanesi'ndedir. Biruni 1051'de Gazne'de vefat etmistir.
 
 


 
 Ibn-i Sina

Filozof, doktor ve diger bazi muspet ilimlerde de soz sahibi cok unlu bir bilim adamidir. Avrupa'da Avicenna ismi ile taninmaktadir. 980'de Buhara'da dogmustur. Babasi Samani hukumdarliiginda katip olan Ibn-i Sina once babasindan, sonra devrin taninmis alimlerinden Natili'den, Ismail Zahid'den dersler almis, ayrica mantik, týip, tabiat, dini ilimlerden fikih, sarf, nahiv dallarinda calýþmalar yapmistir. Cok zeki olmasi ve ogrenme istegiyle genc yasta un yapan Ibn-i Sina 17 yasindayken Buhara prensini tehlikeli bir hastaliktan kurtararak sarayin zengin kutuphanesine girme sansini elde etmistir. Bundan sonra Samani Devleti'nin yikilmasiyla, siyasi kargasalar sebebiyle bir sure dolasan Ibn-i Sina, Ebu Muhammed Sirazi'nin
destegiyle Curcan'da kalmis ve 100'e yakin eserinden biri olan Tip Kanunu kitabini burada yazmistirr. Ibn-i Sina 1037'de Hamedan'da vefat etmistir. Tip Kanunu kitabinda 800 kadar bitkisel ve hayvansal ilactan bahsedilmis, hazirlanmis ve kullanislari aciklanmýistir. Bu kitap 1650'li yýilara kadar tipta standart referans kitabi olmustur.

AI Gafiki


Cardoba da dogmus ve Ispanya'da vefat etmistir. Devrinin en onemli eczacisidir. Bitkisel ilaclari anlatan cok genis bir eser kaleme almistir.

 
 Ibn Baytar

1197'de Ispanya'nin Malaga sehrinde dogmus ve Sam'da vefat etmis olan bir Arap hekimidir. Kendi ismiyle yazdigi tedavi hakkindaki Baytarname isimli eseri cok meshurdur. Bu eserde 150'den fazla yazarin ismi gecmektedir. Bu eser sonraki Islam alimleri tarafindan temel basvuru kitabi olarak kullanilmistir. Ibn Baytar Anadolu'yu da gezmis oldugu icin buradaki tibbi bitkilerden de bahsetmis ve bu sebeple de Osmanli tibbina buyuk faydalari olmustur.
 
Davud Al-Antaki


Antakya'da dogup, 1599'da Mekke'de vefat eden hekim ve alimdir. 1700 civarinda ilactan bahseden Tezkere-i Davud isimli bir eseri mevcuttur.

Bunlardan baska Selcuklu ve Osmanli uygarliklari donemlerinde de ilac yapimi sekilleri ve cesitleri gelistirilmistir. Ayrica eczane ve hastane gibi saglik kurumlarina da onem verilerek olusturulmaya baslanmistir. 200 yil kadar suren Selcuklu uygarliginin bu kisa donemde hemen tum buyuk yerlesim merkezlerine saglik kuruluslari olusturmasi takdire sayandir. Bunlarin en onemli ornegi Kayseri'deki Gevher Nesibe Sultan Darussifasidir.

Bu donemlerde Avrupa'da Islam alimlerinin eserlerinden Latince'ye cevrilen kitaplar bitkisel tedavide kullanilmaktaydi. Bu durum Marco Polo ve diger kasiflerin Cin'e ticaret yolunu acmasina, dolayisiyla bitki turlerinin ticaretinin baslamasina kadar hicbir degisiklik olmadan surmustur. Bu olayla birlikte Amerika kitasinin kesfi, yeni bitki turlerinin taninmasi ve yerli halkinda yardimiyla bitkisel tedavi bilgilerini genisletmistir. Ardindan matbaanin icadiyla bitkilerle tedavi, en populer ve en cok satilan kitap haline gelmistir.


 

Bu donemdeki meþhur Avrupali hekimlere bakacak olursak:

 

 John Gerard

John Gerard (1545-1612): Cerrah ve botanist olan John Gerard Londra'daki bahcesinde 1000'e yakýn normal ve nadir bitki yetistirmis ve bunlaro tedavide kullanmistir. Bu konuda kendi tecrubelerini de iceren bir eser yazmistir.






 


John Parkinson (1567-1650): Eczaci, doktor ve botanisttir. Londra Covent Garden'da buraya adini veren mukemmel bir bahceye sahipti ve tibbi bitkiler konusunda 2 eser yazdi.

 

 Nicholas Culpeper

Nicholas Culpeper (1616-1654): Ozellikle Londra'nin fakir semtlerinde calisan ve bitkilerin astrolojik ozelliklerini ogrenmek suretiyle hangi hastaliklara iyi geldiginin tayin edilebilecegini iddia eden bir hekimdir. Culpeper bu fikirleriyle zamanin akademisi Royal College of Physicians'deki meslektaslarini cok kizdirmistir.



 


Yine bu donemlerde Avrupa'da isaret doktrini The Doctrine of Signatures adi altinda bir teori ortaya atilmistir. Buna gore bitkinin sekli, rengi veya genel gorunumu, tibbi etkilerini isaret ediyordu. Kalp seklinde bir bitki kalp, goze benzeyen gorunusteki baska bir bitki ise goz hastaliklarina iyi geliyordu. Bu doktrinin Culpeper'inkine benzerligi hemen goze carpmaktadir.


Osmanlilar da Anadolu'da yonetimi ele gecirdikten sonra hem eski saglik kurumlarini korumus ve hem de yenilerini insa etmistir. Ayrica hekimlik alaninda da ilerlemeler kaydedilmistir. Fatih'in hocasi Aksemseddin'in tibbi bitkilerle ilgilendigi ve hekimlik yaptigi bilinmektedir. Osmanlilardan Geredeli Ishak, Muntahab-i Sifayi Tip adli bir eser yayinlamis ve bu eserinde yine tibbi bitkilerden bahsetmistir.


Istanbul'un fethinden sonra Fatih kulliyesine ilk darussifa kurulmus, ardindan da Kanuni devrinde tip medresesi gelistirilmistir. Onceleri hekimler ilaclari yanlarinda tasirken daha sonra dukkanlardan satilmasi fikrinin benimsenmesi ile Aktar dukkanlari dogmustur. Bundan sonra kronolojik siraya gore:


-1802'de ilk eczane Taksim caddesi 49 numarada acildi.

-1839'da Mekteb-i Tibbiye-i Sahane acildi.

-1872'de Mekteb-i Tibbiye-i Mulkiye ilk eczaci mezunlarini verdi.

-1895'de Turkiye'nin ilk eczacisi Ahmed Hamdi Bey Zeyrek yokusunda eczanesini acti.

 

 


 

Telif Hakları © 2003-2011 Lokman Aktar - Sağlıklı ve Doğal Yaşam Kaynağınız. Tüm hakları saklıdır. Ürünlerimiz ilaç degildir. Gida Takviyesi olarak kullanilmaktadir. Ürünlerin kullanimina yönelik bilgiler tavsiye amaçlidir. En dogru kullanim bilgisini beslenme uzmani, doktor ya da eczacinizdan edinebilirsiniz. Gösterilen marka ve logo, Lokman Aktar'in tescilli markasidir. ANKARA - Türkiye
 Lokman Hekim Bitkisel Shop - Bitkisel Kürler  -